Birlikte İ.K.; Ülkemizde insan gücüne katkı sağlayacak stratejilerin geliştirilmesinde ve uygulanmasında öncü rol üstlenmek amacı ile hareket eden bir sivil toplum örgütüdür.

 
 

Yüksek Hedef Sendromu!

2012-01-27 14:40:47

Uzmanlar, "Hedef zor olmalı, imkansız değil" derken, CEO'lar yaşadıkları stresi reddetmiyor.

Çalışanların yüzde 74'ü hedeflere ulaşma konusunda üzerinde baskı hissediyor. Bunların yüzde 52'si ise baskının ciddi oranda yüksek olduğu görüşünde. Üstelik böyle düşünenlere yöneticiler de dahil. Satış departmanları, hedef tutturma konusunda en yoğun stresi yaşarken, baskıcı sektörlerin başında bankacılık, otomotiv, ilaç ve perakende geliyor. En önemlisi sektör yetkililerine göre patronlar, çıtayı yükseltmekten vazgeçecek gibi gözükmüyor. Daha yüksek ciro, daha yüksek kârlılık, daha yüksek pazar payı... Aslında bu üç hedef, tüm şirketler için aynı. Eskiden de böyleydi, şu anda da durum değişmiş değil. Tek bir farkla. Artık hedefler daha da yüksek, stres daha fazla.... Dolayısıyla hem üst yönetimin hem çalışanların üzerindeki baskı giderek artıyor. Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni, küresel anlamda giderek artan rekabet. "Artık 10 yıl öncesinin kuralları yok" diyen uzmanlar, hedefi sürekli yükselten patronların yöneticiler üzerinde ciddi bir baskı kurduğunu doğruluyor. Patronlar da bunun farkında. Ama onlara göre başarının yolu yüksek hedeflerden geçiyor. Yenibiris.com'un Capital için 1.285 kişiyle gerçekleştirdiği özel çalışma da hangi kademeden olursa olsun tüm profesyonellerin ciddi oranda "hedef baskısı" hissettiğini ortaya koyuyor. Araştırmanın sonuçlarına göre çalışanların yüzde 74'ü kendisine verilen hedeflere ulaşma konusunda üzerinde baskı hissediyor. Üzerinde baskı hissedenlerin yüzde 22,3'ü bu baskının "çok yüksek" düzeyde olduğunu belirtiyor. Baskıyı "yüksek" bulanlar yüzde 29,6, "normal" bulanlar ise yüzde 29 oranında. Peki hedefler neden sürekli yükseliyor? Artan baskı zannedildiği gibi verimi artıyor mu? En çok hangi sektörler ve pozisyonlar baskı altında? Tüm bu soruları işin uzmanlarına sorduk:

HEDEFLER NEDEN YÜKSELİYOR?

Aslında hedefleri yükselten iki önemli neden var. Bunlar, giderek küçülen dünya ve artan rekabet. Capital'in bu konuda Yenibiris.com'la yaptığı araştırmaya katılanların yüzde 30,7'si baskıya neden olarak ilk sıraya rekabeti koyuyor. Rekabeti yüzde 21,5 ile satış, yüzde 19,7 ile patron/yönetici hırsı, yüzde 15,6 ile de kârlılık izliyor.
Uzmanlara göre de hedeflerin yükselme nedenleri anket sonuçlarıyla paralellik gösteriyor. Pazarlama ve yönetim uzmanı Al Ries, "Yükselen hedefler konusu son yıllarda tüm şirketlerde kendini gösteriyor. Çünkü iş dünyası tamamen global hale geldi. Her şirket kendini potansiyel bir global şirket olarak görmeli. Global bir şirket için ise hedeflere odaklanmak değil doğru istikamete odaklanmak çok daha önemli" diyor. Bir diğer yönetim uzmanı Dave Ulrich ise hedeflerin ve baskının giderek artmasını şu şekilde açıklıyor: "Giderek şeffaflaşan teknoloji, yükselen tüketici beklentileri ve global rekabet, iş hayatını her zamankinden daha rekabetçi ve talepkâr hale dönüştürdü. CEO'lar artık dahayaratıcı olmak, yeni stratejiler geliştirmek konusunda her zamankinden fazla stres altında. Performanstaki standartlar gelecekte daha da yükselecek ve tüm bu talepler doğrultusunda yöneticilerin yetenekleri ve taahhütleri artmak zorunda kalacak." Yönetim Danışmanı Saide Kuzeyli de baskıyı artıran en önemli nedenin rekabet olduğunu vurguluyor ve ekliyor: "20 yıl öncesinde çalışanın ortaya koyduğu performansın ve yetkinliklerin yeterli görülmesi işte kalabilmeye yetiyordu. Günümüzdeki global boyuttaki rekabet, şirket birleşmeleri ve artan maliyet odaklılıkla artık çalışanın tabiri caizse şapkadan tavşan değil tavşanın kulağından şapka çıkarması bekleniyor."

KİMLER BASKI ALTINDA?

Pozisyonlar açısından bakıldığında baskıyı en yoğun hisseden kesim üst ve orta düzey yöneticiler. Uzmanlar da anket sonuçlan da bu tezi doğruluyor. Araştırmaya katılanların yüzde 37,2'si en yüksek baskının orta düzey yöneticilerde olduğu görüşünde. Katılımcıların yüzde 34,3'ü üst yöneticilerin, yüzde 28,6'sı ise alt kademede çalışanların önemli oranda baskı gördüğüne inanıyor. Departmanlar açısından bakıldığında ise satış bölümü yüzde 22,1 ile en fazla baskı gören kesim olarak ön plana çıkıyor. Anket sonuçlarına göre satış departmanını yüzde 12,8 ile pazarlama, yüzde 11,9 ile mali işler finans ve yüzde 11,5 ile AR-GE bölümleri izliyor.
Al Ries, "Hangi sektör olursa olsun satış departmanı her zaman en yüksek baskıyı yaşar. Çünkü satış, en rahat müdahale edilen ve sonuç alınan alan. O yüzden üst yönetim, satış departmanı üzerindeki baskıyı her zaman sürdürür. Böylece bir sonraki yılın hedeflerine ulaşmaları sağlanır" diyor. A.T. Kearney Yönetim Danışmanı Aykut Duman, baskı altındaki kesimin sektöre göre değiştiğini söylüyor ve ekliyor: "Ürün tarafında çok fazla farklılaşmaya imkan sağlamayan sektörlerde pazarlama ve satış ekibinde baskı hissedilir. Bu baskı, kâr marjının daraldığsektörlerde üretim ve satın alma departmanlarına, müşteri odaklı hizmet sektöründe ise tedarik zinciri ve lojistik departmanlarına kayıyor." Dave Ulrich ise başarı baskısının sadece tepe yönetimde değil, tüm kademelerdeki lider pozisyonlarında kendini gösterdiğini vurguluyor.

"İMKANSIZ DEĞİL GERÇEKÇİ"

Peki yükselen hedefler, çalışanları ve yöneticileri nasıl etkiliyor? Birçok uzman, mantıklı hedeflerin motive edici olduğunu savunuyor. Ama "ulaşılmaz" hedefler belirlemek çoğu zaman hüsranla sonuçlanıyor. Bu dengeye vurgu yapan Al Ries şöyle konuşuyor: "Patronların hedefleri, her zaman şirketin ulaşması gereken asıl amacına hizmet edemeyebilir. Çünkü bu hedefler kimi zaman keyfiyete dönüşebiliyor. Tepe yönetimin hedeflere değil istikamete odaklanması daha sağlıklı. Biraz askeri stratejiye benziyor. Eğer tüm cephelerde birden taarruz yaparsanız, muhtemelen başarılı olamazsınız." Saide Kuzeyli ise "Hedefler adil verildiğinde, sonuç da adil değerlendirildiğinde bu uygulama çalışanın yararınadır" diyor. işin bizzat içinde olan profesyoneller de benzer görüşte. Nissan Türkiye Genel Müdür Yardımcısı ilkim Sancaktaroğlu, "Kendimize her zaman iddialı ancak gerçekçi hedefler belirliyoruz. Bu yaklaşım, başarıya odaklı motivasyonun özünü oluşturuyor ve hepimize olumlu etki yapıyor" diye konuşuyor. Brisa Genel Müdürü Hakan Bayman ise farklı bir noktaya dikkat çekiyor: "Baskıyı sadece tepe yöneticiler hissettiğinde iş sonuçları zayıf gelişiyor. Oysa baskı kurumun tüm oyuncularıyla paylaşıldığında, zorlayıcı ama ulaşılabilir olduğunda başarı daha da yükseli yor." Bir yönetici olarak kendisinin de baskı hissettiğini söyleyen Roche Türkiye Genel Müdürü Süha Taşpolatoğlu ise "Profesyonel hayatta herkes baskı altında. Bizim asıl hedefimiz ulaştığımız hasta sayısını yükseltmek. Tabii ki satış ve kârlılık da çok önemli" diye konuşuyor.

PATRONLAR NE DİYOR?

Çalışanlara göre hedef baskısının artmasındaki ilk 3 nedenden biri "patron/yönetici hırsı". Araştırmaya katlanlarm yüzde 19,7'si en önemli üçüncü neden olarak bu başlığı seçiyor. Peki bu durumu patronlar nasıl değerlendiriyor? Aslında hedef yükselttiklerini ve dolayısıyla baskıyı artırdıklarını onlar da doğruluyor. Ama bunu gerekli görüyorlar. Çünkü onlara göre hedef yükseltmeden başarıya ulaşmak mümkün değil. Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu, "Her zaman büyümek, daha ileriye gitmek, kaliteli ürünler üretmek duygusu ister istemez hedeflere ulaşma baskısına yol açar. Ancak, şunu da unutmamak gerekir: Hedefi olamayan başarısız olmaya mahkumdur" diye konuşuyor. Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı da ona katılıyor ve ekliyor: "Bu kadar rakibin içinde, en iyiyi sunma hedefiyle var olmak, öncü ve lider olmak, hedeflere ulaşma baskısını da beraberinde getiriyor. Ancak hedefler olmazsa gelişim, değişim ve yenilikçilik durma noktasına gelir, standart yaşamın içinde oluruz. Doğru belirlenmiş, ulaşılması güç ancak imkansız olmayan hedeflerin, çalışanları ve şirketleri motive ettiğine inanıyoruz." Markafoni Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra da yüksek hedeflerin motivasyon sağladığına inanıyor: "İlk bakışta ulaşılması zor gözüken hedefler, profesyonel yöneticilerin tüm becerilerini ortaya koymasını sağlıyor. Yüksek hedeflere ulaşmak aynı zamanda bir ekip işidir. Ekipler uyumlu olmadığı sürece, hedefleri tutturmak mümkün değildir."

EN BASKICI SEKTÖRLER

Hedef baskısının en yüksek olduğu sektörlere baktığımızda ise ilk sırada yüzde 17,4 ile bankacılığın geldiğini görüyoruz. Onu yüzde 10,1 ile ilaç, yüzde 7,3 ile otomotiv ve yüzde 7 ile perakende izliyor. İlaçtaki baskıyı Pfizer Türkiye Genel Müdürü Melih Memecan da doğruluyor ve ekliyor: "Araştırılan 10 bin molekülden ancak 1-2 tanesi ürün haline geliyor. Bu, yaklaşık 13 yıl ve 1 milyar dolarlık yatırım demek. Üreticilerin hedefi, patent süresi dolana kadarki ortalama 7 yılda bu ilacın maliyetini karşılamak ve yeni geliştirilecek ürünleri finanse etmek için ciddi bir fon oluşturmak. Kârlılığın ve büyümenin zorlaştırdığı bir dünyada, bu durum baskı oluşturan bir hedef." Otomotivciler de en az ilaç sektörü kadar hedef baskısı yaşıyor. Doğuş Otomotiv CEO'su Ali Bilaloğlu, "Her sektörde durum aynı. Artık üretim kapasiteleri talebin üzerinde olduğu için rekabet giderek yoğunlaşıyor. Dolayısıyla hedef baskısı da artıyor. Otomotivi farklı kılan en önemli konu kâr marjları. Sektördeki kâr marjları kamuoyu algısının çok altında. Bu durum, finansal hedeflerimizde baskıyı ciddi anlamda artırıyor" diyor. Toyota Türkiye Genel Müdürü Orhan Özer de aynı fikirde: "Toyota'daki prosesler hedefler kadar önemli. Kişisel olarak hedeflere yönelik faaliyetlerin etkin olması için çaba harcıyorum. Çok büyük bir baskı yaşadığımı söyleyemem. Ama Otomotiv Sanayi Derneği'nin 2015 için belirlediği 2 milyon üretim, 1,5 milyon ihracat ve 50 milyar dolar ihracat geliri, oldukça zorlayıcı bir hedef. Sektördeki tüm yönetici arkadaşlarımızın önemli bir hedef baskısı içinde olduğunu düşünüyorum."

http://ik-sosyal-medya-grubu.blogcu.com/yuksek-hedef-sendromu/11125507

 

Uzmanlar, "Hedef zor olmalı, imkansız değil" derken, CEO'lar yaşadıkları stresi reddetmiyor.

 

Çalışanların yüzde 74'ü hedeflere ulaşma konusunda üzerinde baskı hissediyor. Bunların yüzde 52'si ise baskının ciddi oranda yüksek olduğu görüşünde. Üstelik böyle düşünenlere yöneticiler de dahil. Satış departmanları, hedef tutturma konusunda en yoğun stresi yaşarken, baskıcı sektörlerin başında bankacılık, otomotiv, ilaç ve perakende geliyor. En önemlisi sektör yetkililerine göre patronlar, çıtayı yükseltmekten vazgeçecek gibi gözükmüyor. Daha yüksek ciro, daha yüksek kârlılık, daha yüksek pazar payı... Aslında bu üç hedef, tüm şirketler için aynı. Eskiden de böyleydi, şu anda da durum değişmiş değil. Tek bir farkla. Artık hedefler daha da yüksek, stres daha fazla.... Dolayısıyla hem üst yönetimin hem çalışanların üzerindeki baskı giderek artıyor. Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni, küresel anlamda giderek artan rekabet. "Artık 10 yıl öncesinin kuralları yok" diyen uzmanlar, hedefi sürekli yükselten patronların yöneticiler üzerinde ciddi bir baskı kurduğunu doğruluyor. Patronlar da bunun farkında. Ama onlara göre başarının yolu yüksek hedeflerden geçiyor. Yenibiris.com'un Capital için 1.285 kişiyle gerçekleştirdiği özel çalışma da hangi kademeden olursa olsun tüm profesyonellerin ciddi oranda "hedef baskısı" hissettiğini ortaya koyuyor. Araştırmanın sonuçlarına göre çalışanların yüzde 74'ü kendisine verilen hedeflere ulaşma konusunda üzerinde baskı hissediyor. Üzerinde baskı hissedenlerin yüzde 22,3'ü bu baskının "çok yüksek" düzeyde olduğunu belirtiyor. Baskıyı "yüksek" bulanlar yüzde 29,6, "normal" bulanlar ise yüzde 29 oranında. Peki hedefler neden sürekli yükseliyor? Artan baskı zannedildiği gibi verimi artıyor mu? En çok hangi sektörler ve pozisyonlar baskı altında? Tüm bu soruları işin uzmanlarına sorduk:

HEDEFLER NEDEN YÜKSELİYOR?
Aslında hedefleri yükselten iki önemli neden var. Bunlar, giderek küçülen dünya ve artan rekabet. Capital'in bu konuda Yenibiris.com'la yaptığı araştırmaya katılanların yüzde 30,7'si baskıya neden olarak ilk sıraya rekabeti koyuyor. Rekabeti yüzde 21,5 ile satış, yüzde 19,7 ile patron/yönetici hırsı, yüzde 15,6 ile de kârlılık izliyor.
Uzmanlara göre de hedeflerin yükselme nedenleri anket sonuçlarıyla paralellik gösteriyor. Pazarlama ve yönetim uzmanı Al Ries, "Yükselen hedefler konusu son yıllarda tüm şirketlerde kendini gösteriyor. Çünkü iş dünyası tamamen global hale geldi. Her şirket kendini potansiyel bir global şirket olarak görmeli. Global bir şirket için ise hedeflere odaklanmak değil doğru istikamete odaklanmak çok daha önemli" diyor. Bir diğer yönetim uzmanı Dave Ulrich ise hedeflerin ve baskının giderek artmasını şu şekilde açıklıyor: "Giderek şeffaflaşan teknoloji, yükselen tüketici beklentileri ve global rekabet, iş hayatını her zamankinden daha rekabetçi ve talepkâr hale dönüştürdü. CEO'lar artık dahayaratıcı olmak, yeni stratejiler geliştirmek konusunda her zamankinden fazla stres altında. Performanstaki standartlar gelecekte daha da yükselecek ve tüm bu talepler doğrultusunda yöneticilerin yetenekleri ve taahhütleri artmak zorunda kalacak." Yönetim Danışmanı Saide Kuzeyli de baskıyı artıran en önemli nedenin rekabet olduğunu vurguluyor ve ekliyor: "20 yıl öncesinde çalışanın ortaya koyduğu performansın ve yetkinliklerin yeterli görülmesi işte kalabilmeye yetiyordu. Günümüzdeki global boyuttaki rekabet, şirket birleşmeleri ve artan maliyet odaklılıkla artık çalışanın tabiri caizse şapkadan tavşan değil tavşanın kulağından şapka çıkarması bekleniyor."

KİMLER BASKI ALTINDA?

Pozisyonlar açısından bakıldığında baskıyı en yoğun hisseden kesim üst ve orta düzey yöneticiler. Uzmanlar da anket sonuçlan da bu tezi doğruluyor. Araştırmaya katılanların yüzde 37,2'si en yüksek baskının orta düzey yöneticilerde olduğu görüşünde. Katılımcıların yüzde 34,3'ü üst yöneticilerin, yüzde 28,6'sı ise alt kademede çalışanların önemli oranda baskı gördüğüne inanıyor. Departmanlar açısından bakıldığında ise satış bölümü yüzde 22,1 ile en fazla baskı gören kesim olarak ön plana çıkıyor. Anket sonuçlarına göre satış departmanını yüzde 12,8 ile pazarlama, yüzde 11,9 ile mali işler finans ve yüzde 11,5 ile AR-GE bölümleri izliyor.
Al Ries, "Hangi sektör olursa olsun satış departmanı her zaman en yüksek baskıyı yaşar. Çünkü satış, en rahat müdahale edilen ve sonuç alınan alan. O yüzden üst yönetim, satış departmanı üzerindeki baskıyı her zaman sürdürür. Böylece bir sonraki yılın hedeflerine ulaşmaları sağlanır" diyor. A.T. Kearney Yönetim Danışmanı Aykut Duman, baskı altındaki kesimin sektöre göre değiştiğini söylüyor ve ekliyor: "Ürün tarafında çok fazla farklılaşmaya imkan sağlamayan sektörlerde pazarlama ve satış ekibinde baskı hissedilir. Bu baskı, kâr marjının daraldığsektörlerde üretim ve satın alma departmanlarına, müşteri odaklı hizmet sektöründe ise tedarik zinciri ve lojistik departmanlarına kayıyor." Dave Ulrich ise başarı baskısının sadece tepe yönetimde değil, tüm kademelerdeki lider pozisyonlarında kendini gösterdiğini vurguluyor.

"İMKANSIZ DEĞİL GERÇEKÇİ"
Peki yükselen hedefler, çalışanları ve yöneticileri nasıl etkiliyor? Birçok uzman, mantıklı hedeflerin motive edici olduğunu savunuyor. Ama "ulaşılmaz" hedefler belirlemek çoğu zaman hüsranla sonuçlanıyor. Bu dengeye vurgu yapan Al Ries şöyle konuşuyor: "Patronların hedefleri, her zaman şirketin ulaşması gereken asıl amacına hizmet edemeyebilir. Çünkü bu hedefler kimi zaman keyfiyete dönüşebiliyor. Tepe yönetimin hedeflere değil istikamete odaklanması daha sağlıklı. Biraz askeri stratejiye benziyor. Eğer tüm cephelerde birden taarruz yaparsanız, muhtemelen başarılı olamazsınız." Saide Kuzeyli ise "Hedefler adil verildiğinde, sonuç da adil değerlendirildiğinde bu uygulama çalışanın yararınadır" diyor. işin bizzat içinde olan profesyoneller de benzer görüşte. Nissan Türkiye Genel Müdür Yardımcısı ilkim Sancaktaroğlu, "Kendimize her zaman iddialı ancak gerçekçi hedefler belirliyoruz. Bu yaklaşım, başarıya odaklı motivasyonun özünü oluşturuyor ve hepimize olumlu etki yapıyor" diye konuşuyor. Brisa Genel Müdürü Hakan Bayman ise farklı bir noktaya dikkat çekiyor: "Baskıyı sadece tepe yöneticiler hissettiğinde iş sonuçları zayıf gelişiyor. Oysa baskı kurumun tüm oyuncularıyla paylaşıldığında, zorlayıcı ama ulaşılabilir olduğunda başarı daha da yükseli yor." Bir yönetici olarak kendisinin de baskı hissettiğini söyleyen Roche Türkiye Genel Müdürü Süha Taşpolatoğlu ise "Profesyonel hayatta herkes baskı altında. Bizim asıl hedefimiz ulaştığımız hasta sayısını yükseltmek. Tabii ki satış ve kârlılık da çok önemli" diye konuşuyor.

PATRONLAR NE DİYOR?
Çalışanlara göre hedef baskısının artmasındaki ilk 3 nedenden biri "patron/yönetici hırsı". Araştırmaya katlanlarm yüzde 19,7'si en önemli üçüncü neden olarak bu başlığı seçiyor. Peki bu durumu patronlar nasıl değerlendiriyor? Aslında hedef yükselttiklerini ve dolayısıyla baskıyı artırdıklarını onlar da doğruluyor. Ama bunu gerekli görüyorlar. Çünkü onlara göre hedef yükseltmeden başarıya ulaşmak mümkün değil. Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu, "Her zaman büyümek, daha ileriye gitmek, kaliteli ürünler üretmek duygusu ister istemez hedeflere ulaşma baskısına yol açar. Ancak, şunu da unutmamak gerekir: Hedefi olamayan başarısız olmaya mahkumdur" diye konuşuyor. Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı da ona katılıyor ve ekliyor: "Bu kadar rakibin içinde, en iyiyi sunma hedefiyle var olmak, öncü ve lider olmak, hedeflere ulaşma baskısını da beraberinde getiriyor. Ancak hedefler olmazsa gelişim, değişim ve yenilikçilik durma noktasına gelir, standart yaşamın içinde oluruz. Doğru belirlenmiş, ulaşılması güç ancak imkansız olmayan hedeflerin, çalışanları ve şirketleri motive ettiğine inanıyoruz." Markafoni Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra da yüksek hedeflerin motivasyon sağladığına inanıyor: "İlk bakışta ulaşılması zor gözüken hedefler, profesyonel yöneticilerin tüm becerilerini ortaya koymasını sağlıyor. Yüksek hedeflere ulaşmak aynı zamanda bir ekip işidir. Ekipler uyumlu olmadığı sürece, hedefleri tutturmak mümkün değildir."


EN BASKICI SEKTÖRLER
Hedef baskısının en yüksek olduğu sektörlere baktığımızda ise ilk sırada yüzde 17,4 ile bankacılığın geldiğini görüyoruz. Onu yüzde 10,1 ile ilaç, yüzde 7,3 ile otomotiv ve yüzde 7 ile perakende izliyor. İlaçtaki baskıyı Pfizer Türkiye Genel Müdürü Melih Memecan da doğruluyor ve ekliyor: "Araştırılan 10 bin molekülden ancak 1-2 tanesi ürün haline geliyor. Bu, yaklaşık 13 yıl ve 1 milyar dolarlık yatırım demek. Üreticilerin hedefi, patent süresi dolana kadarki ortalama 7 yılda bu ilacın maliyetini karşılamak ve yeni geliştirilecek ürünleri finanse etmek için ciddi bir fon oluşturmak. Kârlılığın ve büyümenin zorlaştırdığı bir dünyada, bu durum baskı oluşturan bir hedef." Otomotivciler de en az ilaç sektörü kadar hedef baskısı yaşıyor. Doğuş Otomotiv CEO'su Ali Bilaloğlu, "Her sektörde durum aynı. Artık üretim kapasiteleri talebin üzerinde olduğu için rekabet giderek yoğunlaşıyor. Dolayısıyla hedef baskısı da artıyor. Otomotivi farklı kılan en önemli konu kâr marjları. Sektördeki kâr marjları kamuoyu algısının çok altında. Bu durum, finansal hedeflerimizde baskıyı ciddi anlamda artırıyor" diyor. Toyota Türkiye Genel Müdürü Orhan Özer de aynı fikirde: "Toyota'daki prosesler hedefler kadar önemli. Kişisel olarak hedeflere yönelik faaliyetlerin etkin olması için çaba harcıyorum. Çok büyük bir baskı yaşadığımı söyleyemem. Ama Otomotiv Sanayi Derneği'nin 2015 için belirlediği 2 milyon üretim, 1,5 milyon ihracat ve 50 milyar dolar ihracat geliri, oldukça zorlayıcı bir hedef. Sektördeki tüm yönetici arkadaşlarımızın önemli bir hedef baskısı içinde olduğunu düşünüyorum."

 

http://ik-sosyal-medya-grubu.blogcu.com/yuksek-hedef-sendromu/11125507

 

Kategori: Performans Yönetimi

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Kullanıcı Girişi

E-Posta Adresi

Şifre

Şifremi Unuttum!

Kayıt Ol!